Tilmusa (Keskince) Köylülerinin Sesi
  Zeugma Tr
 

BELKIS ZEUGMA
Gaziantep İli, Nizip İlçesinin 10 km. doğusundaki Belkıs Köyü?nde Antik Zeugma kenti bulunmaktadır. Tarih öncesi çağlardan beri kesintisiz iskan gösteren bu yerleşimin önemi, Samsat ile birlikte Fırat nehrinin en kolay geçit verdiği iki noktadan biri olmasıdır. Zaten ?Zeugma? adı da ?köprübaşı? veya ?geçit yeri? gibi bir anlam taşımaktadır. Romalı coğrafyacı Strabon, Hellenistik devirde buradaki küçük bir iskele vasıtasıyla önemli ölçüde nehir ticareti yapıldığından bahsetmektedir. Pers seferine giderken Büyük İskender?in de Fırat?ı buradan geçtiği söylenmektedir. Daha sonra gelen komutanlardan Selefkos Nikator?un imar faaliyetlerinde bulunmasından sonra Roma Dönemi?ne kadar bu şehir ?Fırat Seleukeia?sı? adıyla anılmıştır. M.Ö.1 yy. da kurulan Kommagene Krallığı?nın dört önemli kentinden birisi olmuş ve bu dönemde konumu itibariyle önemli ölçüde gelişmiştir. Bölgenin Roma hakimiyetine girmesinden sonra burada, önce Anadolulu askerlerden oluştuğu için ?Scytica (İskit) Lejyonu? sonrada IV. Lejyon adını alan askeri garnizonun yerleşmesi şehrin önemini kat kat artırmıştır. M.S. 1.yy. dan itibaren gerek askeri alanda gerekse ticaret ve kültürel faaliyetlerde, güneyde Palmyra Kenti ile sıkı ilişkiler kurulmuş ve Zeugma, çok hareketli zengin bir şehir haline gelmiştir. Bu dönemde, Fırat üzerine ahşap bir köprü yapılmış, nehir boyunca uzanan önemli yolar, karşı kıyıda gelişen Apameia Kenti vasıtasıyla doğu-batı yönünde de önemli merkezlere bağlanmıştır. Bu ulaşım ve iletişim kolaylıkları Zeugma?ya sanatsal zenginlik, yeni oluşumlar ve kültürel karakterler kazandırmıştır. Kentin akropolünün üzerinde, nehirden giden ve uzaktan geçen yolcuların görüp tapınabilmeleri için Kader Tanrıçası Tykhe?nin bir tapınağı yapılmıştır. Bu tapınağın silueti ile güçlülüğü temsil eden kartal figürü, Zeugma?nın sahip olduğu bronz sikke basma imtiyazı ile sikkelerin üzerinde kullandığı iki önemli motiftir. Bizans Dönemi ortalarında, bölgede değişen güç dengeleri sonucunda Zeugma eski önemini kaybederek terk edilmeye başlanmıştır. Anadolu?nun bu bölgesine gelen Türkler, Antik Devrin anıtsal yapıları ve mimarisiyle ilk defa burada karşılaştıklarında bu eserleri, ?Saba Melikesi Belkıs?ın ülkesine benzettikleri için şehir harabesi ve yakınına kurdukları köye, tıpkı Aspendos ve Kyzikos?ta olduğu gibi ?Belkıs? adını vermişlerdir. Zeugma Nekropolü, antik kenti doğu, batı ve güneyden çevrelemektedir. Doğu nekropolünün en eski gömü alanı olduğu ve Hellenistik devirden beri kullanıldığını söylemek mümkündür. Güney nekropolünün ise, Lejyon kampına yakın olduğu için daha çok askerler tarafından kullanıldığı tahmin edilmektedir. Batı nekropolünün, Zeugma?da ki yerleşimin, daha çok batıdaki Karatepe mevkiinde yoğunlaştığı M.S. 3. yy.dan itibaren kullanıldığı anlaşılmaktadır. Her üç nekropol alanında Zeugma?ya özgü mezar karakterleri göstermekte, içinde çok sayıda ve tipte gömünün bulunduğu geniş mezar odaları ile temsil edilmektedir. Bu çok çeşitli gömü tiplerinin bir arada olması ise Roma İmparatorluğu?nun çeşitli yerlerinden gelen farklı kültürlere sahip askerler ve çok gelişmiş ticari kültürel ilişkilerle açıklanabilir.
Antik kent gözden uzakta kaldığı için yüzyılımızın başında 1980?lere değin definecilerce soyguna uğramıştır. 1992 yılında Gaziantep Müzesi tarafından, kaçakçıların yarım bıraktığı bir kazı çukurunun bulunup temizlenmesiyle başlayan arkeolojik kazılarda, bir Roma villası ve sanatsal açıdan oldukça değerli taban mozaikleri ortaya çıkarılmıştır. Bu villa, M.S. 1.yy. da yapılmış olup, 8 sütunlu bir atriumun etrafında yer alan galeriler ve bunların gerisindeki odalardan oluşmaktadır. Galerilerden güneydeki, diğerlerinden daha geniş tutulmuş olup, gerisindeki ana kayaya oyulmuş büyük bir odaya kemerli bir kapı ile geçilmektedir. Villanın en önemli bölümleri olan bu geniş odaların (tablinium) taban döşemesi, geometrik, galerilerin taban döşemesi ise insan figürlü mozaiklerle kaplıdır. Figürlü kompozisyonda, şarap ve üzüm tanrısı Dionysos ile Ariadne?nin düğünleri anlatılmaktadır. Ortada, bir taht üzerinde evlenen çift oturmakta ve aşk tanrısı Eros elindeki, içinde aşk iksiri bulunan kaseyi onlara sunmaktadır. Bu gurubun sol tarafında kader ipliğini eğiren bir kadın ile sağ tarafında bir küçük sandık içinde hediye getiren iki kadı betimlenmiştir. Sol kenarda, Pompei?den tanınan dinlenen Afrodit pozisyonundaki meşale tutan bir Nymphe ile elindeki kaseden içki içen bir Menat, sağ kenarda ellerinde bir cins flüt tutan, dinlenen çalgıcılar yer almaktadır. Ne yazık ki, 7.30 x 3.50 m. boyutundaki bu mozaikli tabanda yer alan 10 figürden 6?sı, 15 Haziran 1998 tarihinde koruma altındaki yerlerinden sökülmek suretiyle çalınmıştır. Belkıs mozaiklerinin sanat gücü, Antakya Mozaikleriyle kıyaslanacak değerdedir. Villaların yerleşimi ve mimarisi ise Efes yamaç evlerinin özelliklerine oldukça yakındır. Yedi yıllık kazı ve araştırmalar sonucunda, antik kent kalıntılarının toprak yüzeyinden 3-8 m. Derinde olduğu anlaşılmıştır.

Bugüne kadar burada yapılan kazılarda üç büyük mezar odası, ikisi sadece teras mozaikleri ile sınırlı, diğerleri plan bazında beş villanın kazısı yapılarak gün ışığına çıkarılmıştır. Villalardan birindeki teras mozaiğinde; ortada tahrip olmuş büyük bir panonun etrafında sıralanmış kenar panolarından köşedeki kare biçimlilerde mevsimleri sembolize eden figürler büst halinde yerleştirilmiş, bunların arasında yer alan dikdörtgen panolara ise balık avı, keçi, tavşan gibi figürler işlenmiştir. Diğer bir villa terasındaki mozaik döşemede ise, ortadaki panonun içinde yer aldığı anlaşılan biri kadın, diğeri erkek, oturan iki figürün dizden yukarıların çok önceden (yaklaşık 1965 yıllarında) kesilerek çalınmış olduğu anlaşılmaktadır. Gaziantep Müzesi?ne taşınan panonun ortasındaki çalıntı boşluğu (?) ile ziyaretçilerin dikkatine sunulmuştur. Daha sonra, ABD Houston kentindeki Rice Üniversitesi?nde saklanan Menil Collection?da yer alan bir kadın ve bir erkek, mozaik parçaları ile iki torsonun Belkıs villasına ait olduğu anlaşılmıştır. Mozaik panoda, yan yana oturan iki figür, mitolojideki aşk hikayesinin iki kahramanı olan METIOX ile PARTENOPE ?dir. Houston?daki erkek figürünün baş hizasında METIOX yazısı okunmakta, ancak kadın figüründe yazı bulunmamaktadır. Buna karşın, Belkıs?ta kalan parçada PARTENOPE yazısının ilk üç harfi olan PAR? harfleri okunmaktadır. Yazı bağlantısı, figürlerin elbise kıvrımındaki tamamlamalar ile mozaiklerin taş boyutu ve renk analizinden sonra, parçaların aynı mozaiğe ait oldukları anlaşıldığından Houston?daki parçaların iadesi süreci başlamıştır. Belkıs?taki çalışmalarda ayrıca bronz heykelcikler, bronz insan başlı kandiller, demir kandil sehpaları, demir kilitler, süslü subay hançerleri, lejyoner kılıçları, mızrak uçları, pişmiş topraktan tepsiler, amforalar, ve kaideleri, bronz tıp aletleri, sikkeler, imparator büstü, Zodyak motifli madalyonlar ile figürlü ve geometrik desenli mozaikler ele geçmiş, buluntular Gaziantep Müzesi?ne nakledilmiştir.Birecik Barajı?nın hızlanan inşa faaliyetleri, Belkıs?taki arkeolojik çalışmaların da aynı hızla yürümesi mecburiyetini getirmiştir. Bu safhada, Gaziantep Müze Müdürlüğü başkanlığında bir dizi arkeolojik kazılar başlatılmış, yapılan çalışmalarda, antik kentin nehir iskelesi ve müştemilatına ait bazı yapılar ile bir cadde ve kanalizasyon sistemine ait önemli ip uçları ele geçmiştir. Ayrıca kentin savunma sistemi ve şehir kapılarına dair elektro-jeofizik çalışmalarda devam etmektedir. 21 km2 genişliğindeki Birecik Baraj Gölü, antik kentin aşağı kesimini, ana kent yerleşiminin yaklaşık üçte birini kaplayacaktır. Ülkemiz arkeolojisinin ve tarihi coğrafyasının önemli, bir yerleşimi daha pek çok değeri ile yok olacaktır.

 
  Bugün 1 ziyaretçi (11 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=